Sade mimari: az kavram, az tıklama, çok sonuç
Codifya ürünlerini tasarlarken hangi prensipleri takip ediyoruz? Sadelik bir estetik tercih değil, sürdürülebilirliğin ön koşulu.
Yıllar içinde fark ettik ki kullanıcının bir uygulamayı bırakma sebebi nadiren özellik eksikliğidir. Çoğu zaman — çok şey yapan ama hiçbirini netçe anlatmayan arayüzlerden bunalmasıdır.
Codifya'da her ürün için tek bir prensibimiz var: az kavram, az tıklama, çok sonuç.
"Az kavram"
Kullanıcı bir uygulamada ne kadar yeni terim öğrenmek zorundaysa, o kadar uzun süre acemi hisseder. CityOS'ta "ticket" yerine "bildirim", "agent" yerine "sahip" diyoruz. Çünkü bu sözcükler zaten belediye terminolojisinde var.
FlowBit'te ise "epic", "story point" gibi kavramları varsayılan olarak gizliyoruz. İhtiyacı olan ekip açar; çoğu ekip ise sadece "görev" ve "sprint"e bakarak ilerler.
"Az tıklama"
Bir kullanıcı bir hedefe ulaşmak için 4 tıklama yapıyorsa, 3'e indirmenin yolunu arıyoruz. Bu, hız meselesi değil — odak meselesi. Her tıklama, dikkat dağıtan küçük bir karar.
QR Menü'de masa numarası seçimi otomatik (QR'da gömülü), dil tercihi otomatik (tarayıcı dilinden), ve sipariş onayı tek tık. Bunlar görünmüyor; ama hissediliyor.
"Çok sonuç"
Sadelik, az iş yapmak değil; az iş gibi görünen iş yapmak. Bunun farkı, altyapıda. BerberBul'un randevu sistemi sade görünür; ama arkada çakışma kontrolü, otomatik iptal, ve push hatırlatma çalışır.
Sonuç
Sade ürün, sade mimariden çıkar. Sade mimari ise mühendislik kültürünün ürünüdür: doğru abstraksiyonu seçmek, gereksiz katmanı eklememek, ve her satır kodu sorgulamak.
Codifya'nın dört ürünü de bu kültürün somut karşılığı.